Başkalarıyla –hatta karşına çıkan tek insanla– sanki her şey o an başlayacak ve biraz sonra bitecekmiş gibi yaşamalısın.
Bir insan acı çekiyorsa, başkaları bir sarhoşmuş gibi davranırlar ona: "Hadi, kalk bakalım; yeter bu kadar; hadi işine; öyle değil; ha şöyle."
Gençliğimin sona erdiğini haber veren belirtiler arasında en önemlisi artık edebiyata karşı büyük bir ilgi duymayışım. Bir zamanlar her şeye rağmen duyduğum, manevi doğrular bulma umuduyla açmıyorum kitapları artık. Okuyorum, daha da çok okuyabilmek istiyorum, ama bir zamanlar yaptığım gibi, kitaplarda bulduğum çeşitli yaşantıları ne heyecanla karşılıyorum, ne de bunları parlak, şiir öncesi ussal bir gürültüye dönüştürüyorum. Torino sokaklarında dolaşırken de aynı şey oluyor. Bu yerleri artık yaratma çabasını hızlandıran romantik, simgesel bir güç kaynağı olarak görmüyorum. Her keresinde, ‘önceden yapılmış bu’ demek geliyor içimden. Ezilmelerimi, saplantılarımı, yorgunluklarımı ve dinlenmelerimi iyice gözden geçirince, açıkçası hayata yeni buluşlar getirecek bir alan olarak bakmıyorum artık, şiir daha az ilgilendiriyor beni bu açıdan; sadece düşünülecek ve çözümlenecek olan sıkıcı bir malzeme gözüyle bakıyorum her ikisine de.
Gerçeğin mutlak mantığına inanan düşünürler bu konuyu bir kadınla ciddi olarak tartışmamışlardır.
Bir insan acı çekiyorsa, başkaları bir sarhoşmuş gibi davranırlar ona: "Hadi, kalk bakalım; yeter bu kadar; hadi işine; öyle değil; ha şöyle."
Gençliğimin sona erdiğini haber veren belirtiler arasında en önemlisi artık edebiyata karşı büyük bir ilgi duymayışım. Bir zamanlar her şeye rağmen duyduğum, manevi doğrular bulma umuduyla açmıyorum kitapları artık. Okuyorum, daha da çok okuyabilmek istiyorum, ama bir zamanlar yaptığım gibi, kitaplarda bulduğum çeşitli yaşantıları ne heyecanla karşılıyorum, ne de bunları parlak, şiir öncesi ussal bir gürültüye dönüştürüyorum. Torino sokaklarında dolaşırken de aynı şey oluyor. Bu yerleri artık yaratma çabasını hızlandıran romantik, simgesel bir güç kaynağı olarak görmüyorum. Her keresinde, ‘önceden yapılmış bu’ demek geliyor içimden. Ezilmelerimi, saplantılarımı, yorgunluklarımı ve dinlenmelerimi iyice gözden geçirince, açıkçası hayata yeni buluşlar getirecek bir alan olarak bakmıyorum artık, şiir daha az ilgilendiriyor beni bu açıdan; sadece düşünülecek ve çözümlenecek olan sıkıcı bir malzeme gözüyle bakıyorum her ikisine de.
Gerçeğin mutlak mantığına inanan düşünürler bu konuyu bir kadınla ciddi olarak tartışmamışlardır.
Hayatın alaycı yasalarından biri de şudur: Sevilen kimse, veren
değil, alan insandır. Sevilen kimse vermez, çünkü seven verir. Bu da
anlaşılmayacak bir şey değildir; çünkü vermek almak kadar kolay
unutulmayan bir zevktir; kendisine bir şey verdiğimiz insan bizim için
gerekli, yani sevdiğimiz bir insan olur. Vermek bir tutku, neredeyse bir
kusurdur. Kendisine bir şeyler verebileceğimiz bir insan olması
gerekli.
Kendini öldürmeye karar vermiş bir adamın damarlarından boğazına
yönelen bu gizli ve köklü sevinç neden? Ölümle yüz yüze gelindi mi, hâlâ
diri oluşumuzun kafaya dank başka bir şey kalmaz geriye.
Kimbilir kaç kez o güvenli ve yerinde karara vardık: Ondan 'uzak duracak', ona sanki her şey şimdi başlıyormuş gibi davranacak, bu arada da onun her tutumunu biliyor olmanın getirdiği büyük avantaja sahip olacaktık. Ve kimbilir kaç kez bunu başaramadık? Niçinine bir bakalım. Yalnızlıkla bütünleşip onun karşısında kurban rolünü oynadık. Onun karşısında sakin ve hazır olmalısın; yalnızlığına dalmalısın. Artık kaya ol, dalga değil. '33'nte sandaldaki sağlamlığına yeniden kavuş. Boşalan içsel enerjini tazele. Rıza göster, talep etme. Bekle. Her dürtünün seni nerelere götüreceğini gör. O bildik alçaltıcı durumlara götüren bütün dürtülere egemen ol. Bunu yapamazsan, hiçbir şey yapamazsın.
Hiçbir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce ona aşık olacak kadar akıllıdır.
Kimbilir kaç kez o güvenli ve yerinde karara vardık: Ondan 'uzak duracak', ona sanki her şey şimdi başlıyormuş gibi davranacak, bu arada da onun her tutumunu biliyor olmanın getirdiği büyük avantaja sahip olacaktık. Ve kimbilir kaç kez bunu başaramadık? Niçinine bir bakalım. Yalnızlıkla bütünleşip onun karşısında kurban rolünü oynadık. Onun karşısında sakin ve hazır olmalısın; yalnızlığına dalmalısın. Artık kaya ol, dalga değil. '33'nte sandaldaki sağlamlığına yeniden kavuş. Boşalan içsel enerjini tazele. Rıza göster, talep etme. Bekle. Her dürtünün seni nerelere götüreceğini gör. O bildik alçaltıcı durumlara götüren bütün dürtülere egemen ol. Bunu yapamazsan, hiçbir şey yapamazsın.
Hiçbir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce ona aşık olacak kadar akıllıdır.
Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum
Kadınlar kendilerini guçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar.
Sıkılgan katillerdir intihar edenler. Sadizm yerine mazohizm.
Gerçeklik insanın şu ya da bu şekilde içinde bir bitki gibi yaşayacağı bir zindandır.
Yaşama sanatı, sevdiklerimize onlarla birlikte olmaktan ne büyük bir
zevk duyduğumuzu göstermemekten başka bir şey değildir. Bunu
başaramadık mı, bırakıp giderler bizi.
Birisine iyilik etmeye çalış. Çok geçmeden onun hoşnutlukla parlayan yüzünden nasıl tiksindiğini göreceksin.
Günleri değil, anları hatırlarız.
Hayat, yaşantı aramak değil, kendimizi aramaktır.
İnsan kendini bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez.Aşk bizi tüm
çıplaklığımız, sefilliğimiz, düşkunlüğümüz ve hiçliğimizle
açığa vurduğu
için öldürür.
Tiksiniyorum bütün bunlardan sözler değil, eylem artık yazmayacağım.
Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler var, yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır.
Ancak bir özveriyi gerektiren sevgiye inan; bunun dışında her şey, çoğu zaman, boş sözlerden başka bir şey değildir.
Bir erkeği bir çocuktan ayıran özellik bir kadın üzerinde üstünlük
kurmayı bilmesidir. Bir kadını bir çocuktan ayıran özellik ise, bir
erkeği nasıl sömüreceğini bilmesidir..
Eğer acı çekiyorsak, suç her zaman bizdedir.
Elbette acı çekerek insan çok şey öğrenir. Ne yazık ki, acı çekmek
öğrendiklerimizden yararlanacak güç bırakmaz
bizde. Bir şeyi sadece
bilmek, hiçten de az bir şeydir.
Yalnız bir insanla arkadaşlık et, herkesten çok konuştuğunu göreceksin.
Dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle. Kendini kurtaramayanı hiç kimse kurtaramaz.
Yazmak güzel şey; hem kendine hem bir kalabalığa konuşmak gibi iki zevki birleştiriyor.
Yorumlar
Yorum Gönder