Mutluluk; benim anladığım gerçek mutluluk, yaz yağmuruna benzemez. umulmadık anda birden bire boşalmaz insanın tepesinden.azar azar gelir.insanın hayata ve çevresine davranışları getirir mutluluğu. azar azar, birike birike. gerçek mutluluk böyle doğar.
Devlet, yakıtı insan olan bir sobadır.
Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak,
eserlerini kendi milli gelenek ve törelerini kaynak alarak
zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi
milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız
takdirde bir yere varamazsınız. edebiyatın milli hayatı ve gelenekleri
anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu milli olanın
ötesine doğru genişletmek ve 'evrensel' olana ulaşmak için gayret
göstermek durumundadır. İyi yazar 'tipik insan' ortaya koyma ustalığına
erişen yazardır.
İnsan bugün kendisini olduğu gibi kabul eder; ama onun tabiatında yarın başka biri olmak vardır.
Gün gelir ve anlar ki insan; Yaşadığı her şey bir yalandır..! Geriye
vazgeçemediği bir Aşk ve kabullenemediği bir yalnızlık kalır.
Aslında her insan bir romandır ve biraz kahramandır. Gün gelir anlar ki, harcadığı tek şey hayalleri değil, zamandır.
Kadın kapris yapıp alınganlaşıyorsa sorun yok. Bir çözüm aradığını gösterir bunlar. Bil ki asıl sorun, sustukları zaman başlar.
Sen kendini biliyorsan, bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri
anlamsızdır. Unutma gereksiz.. Devamını gör eleştiri sadece gizli
hayranlıktır.
Affedince yorulur insan, yalnız kaldığında bir de; ama insanı en çok yoran şey hayal kurmaktır, olmayacağını bildiği halde.
Bir insanın kaderi, dağdaki patika gibidir; bazen çıkar, bazen iner,
bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelir durur. İnsan tek
başına böyle yolda yürüyemez. Ama birleşenler, birbirlerine omuz
verenler her engeli aşar.
Sen konuşmaya tenezzül etmezsin suskun sanırlar, ve umursamaz. Bilmezler ki, bir konuşacak olsan yüzüne bakacak yüzleri kalmaz.
İnsan hep aynı bir kıl kadar gelişmedi.
İman ve şüphenin ikisine de teşekkür etmeli. Çünkü bunlar hayatın akışını sağlayan asıl kuvvetlerin mayasıdır.
Önemli olan geçmişi sözlü ya da daha önemlisi yazılı olarak, bunu bugün bizim işimize yarayacak şekilde anlatmaktır. Hiçbir yararı olmayacak yanlarını bir kenara bırakarak anlatmak… İşte bu kurala uymayanlar düşmanlık etmiş, suç işlemiş olurlar
Mutluluk bir dağ yolu gibidir. Bakarsın tepelere tırmanır, sonra bir bakarsın, aşağıya iner. Tek başına nedir insan? Ama başkalarıyla birleşirse dağları devirebilir. Bizim şu güzel, şu yaşanası dünyamız böyle işte.
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.
İnsan bugün kendini olduğu gibi kabul eder, ama onun tabiatında yarın
başka biri olmak vardır. Çok iyi yaşıyorsan bile, yarın çok daha iyi
yaşamayı istersin.
Engin suların bağrında kürek çekerken büyük bir mutluluk da duysanız,
işinizle uğraştığınız sırada gün doğumu ya da gün batımının durgun
sularda yansıması içinizi sevinçle de doldursa, eninde sonunda karaya
dönmek gerektiğini bilirsiniz. İnsanoğlu sürekli suların ortasında
yaşayamaz. Değişik bir yaşam bekler onu karada. Kara yaşantısı temelli,
sular ise geçici olmuştur her zaman. İnsan sandalını çekeceği büyük bir
kara bulamasa bile bir adaya sığınmak ister; çünkü orası sürekli
yaşayacağı yerdir.
Mutluluk, yaz yağmuruna benzemez, umulmadık anda birden bire boşanmaz
insanın tepesinden. Azar azar gelir. İnsanın hayata ve çevresine karşı
davranışları getirir mutluluğu, azar azar, birike birike. Gerçek
mutluluk böyle doğar.
Ölümün her şeyin sonu olduğunu anlıyor ama yine de, en kutsal, en
gizli düşüncelerinin Deniz Kızı ile ilgili hayallerinin o öldükten
sonra da yaşayacağına, gerçekleşeceğine inanıyor, bunu umuyordu.
Hayallerini, düşlerini bir başkasına aktaramazdı. Çünkü düşler
aktarılamaz. İşte bu yüzden, insanlar bir iz bırakmadan yok
olmamalıydılar.
İşte oğlum atalarımız; zenginliğin sonunda kendini beğenme, kendini beğenmenin sonunda da çılgınlık gelir derlerdi.
Bana sorarsanız gerçek mutluluk yaz yağmuru gibi birden boşanmaz
insanın başına. Davranışımıza, çevremizdeki insanlarla ilişkimize her
gün azar azar çeki düzen vererek eksiklerimizi tamamlarız. Yavaş yavaş
biriken bir şeydir mutluluk.
Yeryüzündeki bütün yaratıklar arasında şeytanla hemen uyuşan, anlaşan
tek yaratık insan idi. Bu uyuşma sonunda, yüzyıllar, bin yıllar boyunca
kötülük ekti, kötülük biçti ve kötüye zafer kazandırdı. Evet, kötülük
yapma ve yayma konusunda insanla yarışabilecek yaratık yoktu.
Garip değil mi? İnsan hep aşk acısı çekmekten yakınır aslında; peki hiç mi aşk acısı çektiren yok aramızda?
Eğer insanlar yeryüzünde yaşamayı öğrenemezlerse yok olup giderler.
Karşılıklı güvensizlik, gerginlik, cepheleşme ortamı insanların huzur
içinde, mutlu yaşamalarını tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir.
Bir dal kırılmış ne çıkar, yeter ki çınarın gövdesi sağlam kalsın.
İnsanların kendileri yaşıyor, ama başka canlıların, özellikle de
onlara bağımlı olmadan yaşamak isteyen ve buna hakları olanların
yaşamalarını istemiyorlardı.
Sevgili toprağım benim, o günü hatırlıyor musun? Zamanın başlangıcından beri, yüzyılların izi duruyordu içimde.
Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi
değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan
ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu
öldürürse, işte buna çare yoktur..
Bir insanın kaderi, dağdaki patika gibidir; bazen çıkar, bazen iner,
bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelir durur. İnsan tek
başına böyle yolda yürüyemez. Ama birleşenler, birbirlerine omuz
verenler her engeli aşar.
tesekkürler
YanıtlaSilSadece özür dilemek istemiştim. Yapamadım saçma gururuma yenildim ama sessizce çekip gitmene de dayanamadım. Beni affet olur mu? Çok üzgünüm!
YanıtlaSilhttp://guzelsoz.blogcu.com/ozur-mesajlari/26970067